14 Mayıs 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 25.503.535 kişiye ulaştı.

a
Erhan Akın

Erhan Akın

10 Mayıs 2021 Pazartesi

Ön Yargı!

Ön Yargı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sevgili okur;

Ön yargının ne olduğu ile ilgili konuşunca çoğumuz adı üstünde ön yargıyı, bir olay ya da durum karşısında peşinen hüküm verme olarak açıklayabiliriz. Sözlük anlamından ziyade; önemli olan bu kavramla ilgili farkındalığa sahip olmaktır.

Peşin hüküm vermek, araştırmadan sonuca ulaşmak, tabiri caiz ise neyin ne olduğunu anlamdan hızlıca ilgili konu hakkında fikir beyan etmek. Ama sadece fikir beyan etmekle kalmamak. İkincisi “ön yargı” kavramının hayatımızdaki etkisini daha doğrusu yıkımını gösterir bizlere. Fikir beyan etmekle kalmayıp bununla ilgili harekete geçmek. Sağlam bir temeli olmayan bir hareket ya bize ya da karşımızdakine zarar verecek ve toplumsal düzeni yıkan etkenlerden biri olacak.

Tarihte kan davaları, büyük toplumsal olaylar bu tarz yanlış anlaşılmalar sonucunda meydana gelmektedir. Bu yanlış anlaşılmalar ortadan kaldırılarak yıkıcı etkileri olan bu sıkıntılar aşılmaya çalışılmaktadır. Yani bedeller ödendikten sonra yanlış anlaşılmalar ortadan kaldırılıyor genellikle. Sözlü ve yazılı tarihte bunları öğreniyor ve maalesef günümüzde ise şahit oluyoruz buna.

Peki, bu denli yıkıcı etkileri olan ön yargıları ortadan kaldırmak mümkün müdür sevgili okur?

Kiminizin evet kiminizin ise dudak büküp zor dediğini duyar gibiyim. Zor diyenlerden başlayalım. Gerçekten de zor bir iş insanların alışkanlıklarını değiştirmek. Alışkanlık diyorum çünkü ön yargı bir alışkanlıktır.

Nasıl mı?

Toplumda insanların kanıksadığı ve kimsenin pek de düzeltmekle uğraşmadığı bir alışkanlık. Sıradanlaşma, tepkisiz bırakılma ve inandırıcı görülme bir davranışı ya da tepkiyi alışkanlık haline getirir bence. İşte toplumsal tepki olmayınca da bireyler arasında ön yargı sıradanlaşır ve doğru bir davranış gibi görülmeye başlar. Bu başlangıç aslında birçok iyi davranışın da sonunu getirmektedir.

Sevgili okur; bir yerde eğer iyilik, kötülük karşısında çaresiz bırakılıyorsa orada işler rayından çıkmış demektir. Artık birçok kötü hâl ve hareket normalleşmeye ve iyi şeyler saklı tutulmaya başlamaktadır. Yine tarihe ve günümüzde az da olsa yaşanan kan davaları, kadına şiddet, evrensel ve insani değerlere aykırı töreler bunun göstergesidir. İşte bu yüzden ön yargıları düzeltmekten başka şansımız yoktur. Evet, büyük çoğunluğumuz dudak büküp zor diyebilir ama imkânsız demiyor kimse, dememeli de.

Herkes imkâna fırsat tanımalı ve üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. İlk yazılarımızda da belirttiğimiz gibi önce kendisi ile işe başlamalı. Kendisine karşı dürüst olup ön yargılarını kırmalıdır. Eğer kendimize karşı ön yargılarımızı yok edersek başkalarına karşı çok daha başarılı oluruz. Ve böylece topluma dönük büyük bir hareketin başlangıcını yapmış oluruz. Kötüye karşı iyiyi ortaya koyarak yanlışların normalleşmesini engelleriz.

Yanlışlar ortaya çıkmadan önü kesilirse birçok kötü alışkanlığımız da ortaya çıkmadan sönüp gidecektir.

Ne gibi mi?

Bizi evrensel ve insani değerlerden uzaklaştıran her şey gibi. Bizi ailemizden, toplumuzdan farkında olmasak da koparan şeyler gibi. Yarınımızı, çocuklarımızı, iyi ve güzel şeylerimizi yok eden tüm kötü davranışlarımız gibi. Ve bu yazımızın konusu olan ön yargılarımızı yok etmek gibi.

Bu kadar kolay mıydı?

Değil bette. Çok daha zor. Ama biz bu yazımızla başlangıç noktamızı belirttik. İşimizi kolaylaştırdık. Görev dağılımında bulunduk. Her zamanki gibi en büyük sorumluluğu yine kendimize ayırdık. Ön yargının şifrelerini kırmak için yapacaklarımıza odaklanıp doğru yolda ilerlemeye başlamamız gerektiğine kanaat getirdik.

Bu yolda, elimizdeki en büyük güç olan “iletişim” ile ilgili haftaya konuşmak dileği ile…

Sevgi ile kalın…

Devamını Oku

Eğitim, Fırsat, Başarı!

Eğitim, Fırsat, Başarı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Merhaba sevgili okur!

Yeni yılın insanlara kazandırdığı en büyük hedef ya da kazanımlardan birisi de heyecandır. Heyecanlı olan bireyler başarılı olma yolunda büyük adaylardır. Bu yüzden de insanlar hele ki bir şeylere etki edebilme konumunda, yeteneğinde olan bireyler bunu çok iyi bilmelidirler. Çünkü heyecansız başlanılan işin sonunda büyük başarılar gelmeyecektir.

Pandemi sürecinde yaşanan büyük sorunlardan bir tanesi de elbette eğitim alanında yaşanmaktadır. Eğitim öyle bir alandır ki en küçük hataları bile ileriki yıllarda büyük bir sorun olarak karşımıza çıkarmaktadır.

Yani sevgili okur; gerek eğitimciler gerekse veliler ya da şu aşamada eğitimin paydaşı olmayan bireyler kendilerini bu durumdan soyutlayamaz bana ne deme imkânına sahip olamazlar. Eğitim hem olumlu yönü ile hem de olumsuz sonuçları ile her an ve yerde bize dokunacak, canımızı acıtacak ya da bize keyif verecek argümanlara sahiptir.

Eğitimin olumsuz sonuçlarına değinmeye herhalde gerek yoktur diye düşünüyor, sizin de aynı kanaati taşıdığınızı kabul ediyorum. Çünkü sokakta ya da pandemi süreci ile bizzat evlerimizde düzenli eğitimin olmaması neticesinde yaşananları gördük, görüyoruz. Bu durumdan ders çıkarmalı ve eğitimde kaybedecek tek bir bireyin olmayacağı gerçeğini bir kez daha anımsamalıyız.

Peki, bunu başarmak çok mu zor sevgili okur!

Çok zor elbette, hele ki eğitimin alan kaybettiği bu dönemde gerçekten zor. Alan kaybettiği diyorum çünkü popüler kültürün etkisi ile eğitim ve eğitime ait olan değerlerimiz gerçekten alan kaybediyor, ilgi görmüyor ve sonuçları doyurucu olmuyor. Değerlerimiz popüler kültüre bir bir yenik düşüyor.

Ne yapmalı?

Öncelikle başarıdan başlamalı bence. Başarılıdan başlamalı. Başarı ve başarılı önemsenmeli, popüler kültürdeki diğer etkinlikler gibi iyice tanıtılmalı ve başarının gelecek vadettiği insanlara ve öncelikle gençlere hatırlatılmalı.

Ne gibi mi?

Gençlere ideal olan başlangıçlar sunmalı, heyecan verilmelidir. Eğitimden ayrı düşmüş olan heyecanı tekrar okullarla ve ailelerle buluşturmanın yolarını aramalıyız. Popüler kültür, bunu çok iyi başarmaktadır. Evlerimize, yaşamımızın her alanına sirayet ederek kendine göre de iyi sonuçlar elde etmektedir.

İşte eğitimin tüm paydaşları, öncelikle kendileri ve gelecek nesiller için yeni bir yaşam, yeni bir umut, heyecan ve tabii ki eğitim ve başarı için ideal başlangıçlar yapmalı.

Popüler kültüre kendimizi teslim etmeyip eğitim adına güzel başlangıçların ideal sonuçlar vermesi dileği ile…

Devamını Oku

Yeni Yıl, Yeni Umut, Yeni Yaşam!

Yeni Yıl, Yeni Umut, Yeni Yaşam!
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Merhaba sevgili okur;

Meşakkatli bir yılı geride bırakıp yeni bir yıla yeni umutlarla girmiş olduk. Tüm kötülükleri, yanlışlıkları, eksiklikleri, yitirmişlikleri 2020 yılının heybesine koyup gönderdik.

Nereye sevgili okur?

Suçlular durağına, umut yitirenlere, bizden alıp gidenlere doğru gönderdik.
Oh be!

Derin derin nefes alıp vererek içimizde saklı kalan diğer kötülükleri de peşinden gönderip yeni yılın heyecanı ile aklanıp paklandık. Günahsız, yanlışsız dosdoğru bir insanoğlu oluverdik böylece…

Peki, bu kadar kolay mı aklanıp paklanmak sizce sevgili okur?

Bence olmamalı. Bu kadar kolay olmamalı. Hatalarımızın bedelini başkasına yükleyip aklanmak bu kadar kolay olmamalı.

Nasıl yani?

Yani tüm sorunları, olayları, yaşanmışlıkları 2020 yılının üzerine yıkmak yeni yıla, yeni umutlara, yeni yaşamlara adım atmak çözüm değil. Olmamalı da.

Çünkü 2020 nezdinde geçmiş yaşanmışlıklardan ders almadan yeni yaşamlara başlamak mutluluk getirmeyecektir.

Çünkü 2020 yılına karşı duruşumuz benliğimizi güçlendiren bir şey değil de tam tersi zayıflatan bir durum oluverir.

Çünkü 2020 bize karşı bunca kötülüğü bize rağmen yapacak güce sahip değil.

Çünkü 2020 bizim desteğimiz ile ancak bize bu kadar kötü davranabilir, bizden bir şeyler alabilir.

Demek ki sevgili okur, sebep de bizmişiz sonuç da. Bu gerçeği unutmadan yeni yıla yeni umutlara yeni yaşamlara başlamak gerek diye düşünüyorum.

Biz insanoğlu olarak kendimize öyle büyük zararlar verecek güce sahibiz ki bu zararların telafisini yapacak gücümüz kalmayıverir. İşte 2020 yılı kendimize telafisi zor zararlar verdiğimiz bir yıl oldu. Bu bir yılın tahribatı belki de bir yüz yıl boyunca ancak telafi edilebilir. Tabii ki ders alıp kendimize bundan sonra daha büyük zarar verecek şeyler yapmaz isek.

Çünkü yeni bir yaşamın en büyük alt yapısını bir önceki yaşamadan dersler alarak oluşturabilir ve sağlam adımlarla yeni umutlara yeni yaşamlara doğru yol alabiliriz. Yani yeni yılın mutluluğunu aslında bir önceki yılın mutsuzluğunu fark ederek yakalayabiliriz. Bu farkındalık bizi güçlendirecek ve atacağımız adımların sonucunu bilerek atmış olacağız.

Bu bilinçle 2021 yılına merhaba demek daha bir heyecanlı oluyor. Bu heyecan bize umut veriyor, güç veriyor. Umutlanıp güçlendikçe de bir önceki yılda yaptığımız hataların telafi edilmesi daha kolay oluyor.

Değerli okur!

Umut, heyecan yaşamımızda yer alıyor ise bizim karşımızda hiçbir güç duramayacaktır. İnsanoğlu olarak yapabileceğimiz kötülüklerden çok daha büyük güzellikleri de başarabileceğimizi hep beraber görmüş olacağız. Bu durum bizi daha da güçlendirecek ve yaşamımızda karşılaşabileceğimiz yeni sürprizlere doğru tepki vermemizi sağlayacaktır.

Bu umutla, heyecanla ve bu güçle 2020 yılında yaşadığımız onca soruna rağmen hatalardan ders alıp 2021 yılında kendisine ve çevresine daha faydalı bireyler olmamız en büyük temennimizdir.

Bu temennilerle haftaya yeni umutlar ve heyecanlarda buluşmak dileği ile…

 

Not: Düşünce ve eleştirilerinizi  -instagram @erhanakinmasal ve youtube kanalından @erhan akin ile masal dinler misin– sosyal medya hesaplarımızı takip edip iletmenizi bekliyoruz.

 

 

 

 

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.